Elimde bulunan yiyecekleri bir an düşürdüm.Ve sadece nota odaklandım.Ayrıca notta “Eğer Abbey’in cinayetini araştırmaya devam edersen seninde sonun aynı onun sonu gibi olur!”yazıyordu.Elimdeki notla beraber etrafımı süzdüm.Ve bana bakan biri var mı diye baktım.Ama yoktu.Daha sonra kurduğumuz gruba akşam buluşmamız gerektiğini söyledim.Ve okuldan çıkar çıkmaz eve gittim.Akşamın olmasını sabırsızlıkla bekliyordum çünkü bu olanları onlara anlatmalıydım.Ve bende akşam olana kadar bu notu kimin yazabileceğini düşündüm.
Geçen bir kaç saat içerisinde hem uyuya kalmışım hemde düşünmeyi kesmişim.Yatağımdan yavaşça doğruldum.Ve akşam olduğunu anladım hemen üstümü giyinmeli ve evden çıkmalıydım.Bu gün giyindiğim ceketimi giyindim.Ve evden çıktım ama her zaman evden çıkmadan önce telefonumu almış mıyım diye kontrol ederdim.Bende her zaman yaptığım şeyi yaptım ve ceplerimi kontrol ettim.Elimi cebime sokmam ile elime bir kağıt geldi.Bende ders notu falandır diye açtım.Ama değildi.Çünkü kağıt üzerinde kırmızı bir leke vardı.
Bu bana tuhaf geldi.Ve yavaş yavaş kalbimin atma şekli hızlanmaya başladı.Kağıdı yavaşça açtım ve okumaya başladım.Buda bir nottu ve bu kezde notta “Demek vaz geçmeyeciğim diyorsun.Seninde sonun gelecek.He bu arada daireye aldığım yerde arkadaşının biraz kanı var.Özlemişsin…”orada gözlerim dolu ve koşarak arkadaşlarımla buluşacağım yere doğru koştum.Hem koşuyor hemde ağlıyordum.Oraya üstüm sırılsıklam vardım.Ve kendimi gerçekten kötü hissediyordum.Taa ki Jeff’in ağzından bir kelime çıkana kadar o kelime aklımdaki her şeyi bir anda yok etti.
I am lost…