Aynadaki Yalan

Naci, felsefe fakültesinde asistan ve doçentlik tezini hazırlamakta olan bir gençtir.Hiç uyuşamamalarına rağmen, solcu Mine,Ressam Abid ve onların çevresiyle beraberdir.Mine, Naci’yi seviyordur.Fakat Naci Mineyi bir nezle mendili mesafesinde gördüğü için Mineye pek yüz vermemektedir.Naci’nin hayatında en önemli insan Belma’dır.Belma, Naci’yi kendi kendisiyle ihtilafa sokmayı ve ikiye bölmeyi ve bir parçasını öbürüne yedirmeyi başaran kadındır.Bu kadın Naci nin erkekliğini bile bağlamıştır.Naci’nin hayatının merkez noktasına oturmayı bilmiş ve Naciyi ipek bir halı gibi kullanmıştır.

Naci askerde, arkadan gelen birliğe yer hazırlamak göreviyle gittiği köyde Hüsmen Ağa isminde, ilim sahibi, bilge görünüşlü bir zât ile tanışır.Hüsmen ağa bir süre Naci’nin akıl hocalığını yapmıştır. Hüsmen ağa ile tanışması ileride Nacinin hayatında büyük infiallere neden olacaktır.Hüsmen Ağanın torunu Hatice, Naci’ye göre katıksız, süt beyaz, esrarlı bir köylü kızıdır.Naci, o zaman, bu kızın kendi hayatında ne denli önemli bir yeri olduğunu bilmiyordur. İstanbul’da Belma Hanım’ın evindeki bir baloda Naci ve Belma arasında bir tatsızlık çıkar.Bu durum Naci’yi çok etkiler.Naci bu ayrılıştan sonra çok büyük acılar çeker.Kendisini Tez yazmaya adamıştır.O artık herkese tabii adam taklidi yapıyordur.Bu zaman zarfında çok düşünür, tasavvufa dalar.Bir camide tanıştığı imam arkadaşı sayesinde eski yazıyla yazılmış dini eserleri okumaya başlar.Mesaisinin çoğunu düşünmeye ve sorgulamaya ayırıyordur.Bu sorgulmalar sırasında öyle bunalımlara girerki akıl ipini koparma noktasına gelir.

O günlerde annesi de köye gidip Hatice’yi görmüştür. Mine ve arkadaşlarının Belma’yı küçük düşürmek için hazırladıkları bir baloda Naci ve Belma arasındaki bütün bağlar kopar.Yalnız bu sefer, Naci Belma’yı reddetmiştir. Bu arada Hatice kendisini iyi hissetmediğinden dolayı babasıyla birlikte İstanbul’a gelmişlerdir.Profesör, Hatice’nin ölüme mahkum olduğunu ve derhal hastaneye yatırılması gerektiğini söyler.Naci, Hatice’yi sürekli ziyaret etmektedir.Hastalığın bir çocuk ermişliğine yükselttiği Hatice, birdenbire Naci’nin gözünde her şey oldu.Naci ve Hatice hastanede evlenirler.Hatice bir süre sonra vefat eder. Naci bu arada tezini değiştirmiş, tasavvufla ilgili yeni tez hazırlamaktadır.Hummalı bir çalışma sonucu ‘’İslam Tasavvufu ve İnsanlığın Beklediği Nizam’’isimli tezini üçer fasıllık 11 bölümden meydana getirir.Naci tezini bitirir ve üniversiteye teslim eder.Fakat üniversite Naci’nin tezini çağdışı olduğu ve dini motifler taşıdığı için kabul etmez.Bunun üzerine Naci üniversiteden istifa eder ve eserini neşreder.Naci’nin kitabı yurt içinde ve yurt dışında büyük ilgi görür.

Gazetelerde ise Naci’ye karşı büyük bir kampanya başlatılır. O günlerde, bir eylem sebebiyle hapse giren Mine tahliye edilmiştir.Bir gün Naci’nin okuyucularıyla sohbet ettiği kitapevine gelir ve onunla konuşmak istediğini söyler.Beraber Boğaz’a giderler.Dönüşte Minenin arabayı denize sürmesiyle bir kaza geçirirler.Mine ölür. Bu kazadan yaralı olarak kurtulan Naci bir süre içinde evine çekilir.Bu zaman zarfında sürekli düşünür, nefsiyle cedelleşir.Ruhi bir olgunluğa doğru yol alıyordur.Daha sonra, bir konferans vermek için gittiği yurt dışında Belma ile karşılaşmış, bütün oyunlarına rağmen ona yenilmemiş, onu hayatından çıkardığı gibi ruhundan da tamamıyla çıkardığına emin olmuştur. Naci bir gece rüyasında gördüğü Hatice’nin işaretiyle Husmen ağa nın bulunduğu köye gider.Husmen ağa nın tavsiyesi üzerine cami cami dolaşıp, erdiricisini aramaya başlar.Sevimli imamın camisinde Tanıştuğı Hafız sayesinde girmesi gereken eşiği ve erdiricisini Eyüp’te bulur.

Bu gönderiye oy ver!
[Toplam: 5 Ortalama: 4]
Bu gönderi Masal. kategorisinde gönderildi.

3 düşünülmüş “Aynadaki Yalan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir