12/12/12

  • 1. Bölüm : Öncelikle her yazarın hikâyesine başlarken kullandığı “evvel zaman içinde kalbur saman içinde” sözü ile hikayeme başlamak istiyorum. Soğuk bir kış günüydü. Hava âdeta buz kesiyordu ama ben üşümüyordum. Bir gece ansızın ani ve kötü bir rüya görüp uyanmıştım. Tam uyandığım sırada yağmur damlalarının sesi kulağıma geliyordu ve birden şimşek çaktı. Korkmuştum. Evimiz iki katlıydı. Ben, 17 yaşındaki abim ve diğer aile bireyleri üst katta kalıyorduk yani bir nevi üst kat bizim için zamanımızı genellikle orada geçirdiğimiz yaşam alanı gibi bir şeydi. Sessiz adımlarla odamdaki kapıya doğru ilerledim ve mutfağa gidiyordum ama kapıyı yavaşça açmamla kulaklarımda bir çığlık sesi hissettim. Âdeta bir kadının çığlık sesine benziyordu. Korkup yatağıma saklandım. Uyumayı denedim ama olmadı, uyuyamadım. O ses aklımdan çıkmıyordu, çok ürkütücüydü. Beş dakika dahi geçmeden annem ve babamın konuşmalarını duydum. Annem “Artık zamanı geldi.” diyordu. Bu şimdi ne anlama geliyor diye uzun uzun düşündüm fakat düşünürken de bir yandan hâlâ o çığlık sesini duyuyordum. Bütün bunları düşünürken ve bir yandan da korkudan titrerken yorgun düşüp, uyuya kalmıştım. Sabah uyandığımda aşağıya, yani mutfağa su içmeye gitmek üzereydim ama bir de ne göreyim, merdivenlerde hiç bilmediğim bir dilde bazı kelimeler ve harfler yazıyordu. Şaşırmıştım. Ani bir reflesk olarak yukarı çıktım. Annem ve babam her zamanki gibi işlerine çoktan gitmişlerdi ya da ben öyle sanıyordum. Annem öğretmen, babam ise anestezi uzmanıydı yani bir doktordu. Abim ise üniversiteye hazırlanan benim gibi sıradan bir öğrenciydi. Merdivenler de yazan yazılar aklıma takılmıştı ve mutfağa inemeden odama çıkmak zorunda kalmıştım. Hemen bilgisayardan önce hangi dilde yazılmış olduğuna, sonra da ne anlama geldiğine bakmıştım ama nafile. Hiçbir şey bulamamıştım o sırada bir ses duydum. Bu ses abimin sesiydi. Evde tek olduğumu sanıyordum ama değilmişim. “Ne yapıyorsun?” diye sordu. “Merdivenlerdeki yazılara bak!” dedim. Fakat merdivendeki yazılar gitmişti. Çok şaşırmıştım, garip bir durumdu. Abim olayı bilmediği için hiçbir şey yokmuş gibi davrandım ve hemen bilgisayarı bırakmak zorunda kaldım. Birlikte nihayet mutfağa indik. O kahvaltıyı  hazırlıyordu ben ise ikimize birer portakal suyu sıkıyordum. Masaya oturduk, okul saatimiz geliyordu ve hemen masayı toparlamaya başladık. Fakat abime bir şeyler olmuştu. Sanki başka bir yere bakıyordu ve “Nereye bakıyorsun?” diye merak edip sordum. Bana verdiği cevap ise biraz tuhaftı. “Oraya!” dedi yüksek bir sesle. İlk başta nereden bahsettiğini anlamamıştım fakat bakışları her şeyi anlatıyordu. Hemen oraya dediği yere, yani mutfak tezgahının başında duran o hiç fark etmediğimiz yere yöneldik. Bir mektuba benziyordu. Ben biraz tedirgin olmuştum. Abim ise gayet halinden memnundu. Mektubu açtık ve içinde şunlar yazıyordu: . . . 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu gönderiye oy ver!
[Toplam: 6 Ortalama: 4.8]
Bu gönderi Masal. kategorisinde gönderildi.

Bu gönderi hakkında ne düşünüyorsun? “12/12/12”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir