BENİM KARANLIK DÜNYAM

BENİM KARANLIK DÜNYAM

Merhaba ben Elif Kara 20 yaşındayım.7 yaşındayken bir trafik kazası geçirdim. Babamı ve gözlerimi o trafik kazasında kaybettim. Bu dünyada annemden başka bir dayanağım yok. Anlayacağınız benim dünyam koskoca bir karanlıktan ibaret.

Bu karanlık dünyamı elimden geldiğince renklendirmeye çalışıyorum.Nasıl mı? Öncelikle hiçbir zaman kendimi eksik görmedim.Tabi en büyük yardımcım da annem,benim için elinden geleni yapıyor.

Benim ile birlikte vakit geçirmeye çalışıyor. Mesela çiçek dikeriz, sokaktaki hayvanları besleriz, sahile inip denizin kıyıya vuran dalgaların sesini dinleriz. Birlikte böyle vakit geçiririz.

Yine  bir sabah annem odama gelmiş beni uyandırmaya çalışıyordu. Kıyafetlerimi  giymeme yardımcı oldu ve kahvaltı masasına oturduk. Bazen öyle sessizlik çöker ki  masaya, anlarım ki annem babamı özlüyor, bana üzülüyor. Anne yüreği işte  ne kadar sesiyle belli etmemeye çalışsa bile ben onun boğuk ses tonundan üzüldüğünü anlarım. Bana her baktığında neler hissettiğini anlıyorum. Kim ister ki gökyüzünü ve  denizi karanlık görmek. İstanbul’un Kız kulesini, Galata kulesini kim görmek istemez. Ben kendi dünyamda Kız kulesi ve  Galata kulesini yarattım. Her şeye rağmen  mutluyum ve kendi dünyam var.

Annem yanıma geldi ve  dışarı çıkmak ister misin diye sordu.  İlk  başta cevap veremedim daha sonra  çıkmak istemediğimi söyledim. Şaşırdı,her gün havanın kokusunu içine çekmek isteyen, sokaktaki kedilerin , köpeklerin sesini, arabaların korna seslerini duymak için dışarıya koşan Elif bugün  neden dışarı çıkmak istemiyordu? Artık annem ile birlikte bir şeyler yapmak istemiyordum. Onun ile birlikte iken sıkıldığım için değil, kendim bir şeyler yapmak istiyordum. Dışarı çıkılacaksa kendim çıkmak istiyorum. Bir gün yanız kalmak zorunda kalacağım gün başımın çaresine bakmak istiyorum. O yüzden bu konuyu annem ile konuşmaya karar verdim . Onu kırmadan artık kendi başımın çaresine bakmak istediğimi söyledim.

-Nasıl olur? Ben olmadan nasıl yaparsın?

-İşte anne  tam bu yüzden istiyorum. Başkalarına muhtaç olmak istemiyorum.

Anneme şimdilik çok ısrar etmedim. Zamanla kararlı olduğumu anlayıp bana hak verecektir.

Birden bire zil çalınca annem kapıyı açmak için içeri girdi. Ben o sırada bahçede baktığım çiçekleri sulamak için ayağa kalktım. Dışarıda bir kargaşa sesi geliyordu. Sanki birileri kavga  ediyor ve sinirden bir şeyleri kırıp döküyor gibiydi .Sese doğru gittim ve bizim evin yanındaki Füsun teyzenin  evinden geliyordu. Füsun teyze ;yapma oğlum yapma deyip duruyordu.Bir dakika füsun teyzenin oğlu  mu varmış? Daha yeni öğreniyorum. İçeriden annem yanıma geldi.           

-Elif ne oldu neden ayaklandın? Çiçekleri  mi  sulayacaksın? dedi.

-Evet, ama Füsun teyzenin evinden gelen bağırışları duyuyor musun? diye sordum.

-Evet, oğlu yurt dışından gelmiş sanırım yine tartışıyorlar.

Annem füsun teyzenin oğlu olduğunu biliyormuş. Sesler yavaşça kesilince annem kolumdan tutup,

-Biz karışmasak iyi olur  Elifcim, onlar anne – oğul kendi aralarında halletsin, dedi.

Annem ile birlikte içeri girdik. Bu olay üzerinden tam bir hafta  geçti Füsun teyze bu günlerde  bize hiç gelmedi, onu çok merak ediyordum. Bu arada annemi de bir şeyleri artık tek yapmam konusunda ikna etmiştim. Bugün kahvaltıdan sonra hazırlanıp dışarı çıkıp, sahile inmek istiyordum. Kahvaltımı yaptım ve çantamı alıp dışarı çıktım. Karşı dairenin kapısı da açıldı ve durup bekledim birden bire.

Ansızın bir ses ;

-Ne oldu ne dikiliyorsun ? demez mi.

Bu da kimdi? yoksa Füsun teyzenin oğlu mu? Neyse aldırmadım ve ilerledim, dış kapıya doğru giderken arkamdan Füsun teyze seslendi.

-Elif nereye tek başına ?

-Sahile ineceğim biraz Füsun teyze, dedim

-İyi de annen nerede peki ?

-Bundan sonra böyle dedim, gülerek.

Ve sokakta tek başımaydım. Anneme ne kadar belli etmesem de çok heyecanlıydım. Çünkü ilk defa tek başıma olduğum için çok korkuyordum. Birden bire biri arkamdan seslendi.

-Bu yaşta annen ile mi dışarı çıkıyorsun? dedi.

Başta tanıyamadım sesi. Daha da yakınıma gelip,

-Hala annenle mi dışarı çıkıyorsun? küçük çocuklar gibi, dedi tekrar.

Sesin  geldiği yere yöneldim. Yönelirken elimdeki yön bulma çubuğuyla yolu yokladım. Karşımdaki birden sustu ve mahcup bir ses tonuyla, kör olduğumu anlayarak,

-Özür dilerim. Bilmiyordum dedi.

-Önemli değil deyip yoluma devam ettim.Yine koşarak arkamdan geldi o ses.

-Ben Barış, Füsun teyze dediğin kişinin oğluyum.

-Biliyorum, deyip yarıda kestim

-Sen kimsin?

-Bende karşı komşunuz Elif, dedim

Ve sahile kadar beraber yürüdük.Barış bütün yol boyunca içimi karartıcı hep negatif şeyler anlatıp durdu. Ona Füsun teyze ile neden sürekli tartıştığını sordum.

-Beni bunaltıyor, çok  sıkıyor, dedi ve başladı anlatmaya.

Barış o kadar rahat bir çocuktu  ki hayatta hiçbir şeyin değerini,kıymetini bilmiyordu. Her şeyi geçtim insan annesini nasıl yok  sayar .

Oturduğumuz  banktan kalkıp;

-Sen hiçbir şey hak etmiyorsun, insan yaşadığı her şey  için mutlu olmalı, dalganın sesini duyuyor, denizi görebiliyorsun. İstediğin zaman koşup oynayabiliyorsun, bunlar için sevinmelisin. Sen ise annenden uzak kalmak istiyor,hayatı boşu boşuna geçiriyorsun, dön de bu etrafındaki güzelliklerin farkına var. Benim gibi dünyan karanlık değil. Bunun için tadını çıkar her şeyin,  deyip ayağa kalkarak yürümeye başladım.

                                                                                                                                                                                                      DEVAMI GELECEK…

 

Bu gönderiye oy ver!
[Toplam: 2 Ortalama: 4.5]
Bu gönderi Masal. kategorisinde gönderildi.

4 düşünülmüş “BENİM KARANLIK DÜNYAM

  • keşke hikayeni bölümlere ayırsaydın daha iyi olurdu.Eğer ikinci bölüm yayınlanmamışsa ikinci bölüm yazsan iyi olur.Karıştırmayalım diye…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir