‘‘Hayatımız yaptığımız tercihlerin toplamıdır .”
Oldukça soğuk bir akşamda, genç adam tavan arasındaki odasının küçük penceresinden işlek sokağı izliyordu. Kitap okumadığı veya yazı yazmadığı zamanlar bunu yapardı. Herkes gereğinden fazla mutluydu. Mutlu insanları gördükçe onlara karşı nefreti artıyordu. ”Şu hayatta mutlu olmak için ne buluyorlar? Mutluluk bu kadar kolay elde edilebilen bir şey olmamalı.” diye düşünüyordu. Hayatı boyunca bu düşüncelerinden vazgeçmemişti. Mutlu görünen insanlara karşı nefreti her geçen gün artmıştı.
Düşünceler eşliğinde oturduğu yerden doğruldu. Odanın içi fazla ışık almadığından bir mum yaktı ve odayı aydınlattı. Beş adım uzaklıktaki çekmecesine yöneldi. Aradığı şeyi hiç uğraşmadan buldu. Mektubu alıp pencerenin önüne geçti. Kenarları sararmış olan mektubu zarftan çıkardı. Satırlarda dolaşmaya başlamıştı.
Sevgili Oğlum;
Ne kadar ömrüm kaldı bilmiyorum. Yaşlandım artık, hem çok hastayım. Herkese yük olduğumu hissediyorum. Üzülüyorum. En çok da ömrümden giden zamana. Hayatın kısa olduğunu hep söylerler, bilirsin. Aslında hayat çok uzun. Eğer senin için güzelse, bir ömür bin asır gibi gelir. Eğer tam tersiyse bir ömür göz açıp kapayana kadar bitebilir. Bazen doğru olanı anladığımızda çok geç olur. Artık geri dönüş olmaz. Senden isteğim oğlum her şey için geç kalmadan önce dilediğin gibi yaşa. Senin için doğru olan neyse onu yap. Ancak senin doğrun başkasına zarar veriyorsa doğrundan vazgeç. Aslında hayatın senin seçimlerine bağlı. Verdiğin kararlara, olmak istediğine, düşüncelerine… Ne olursa olsun şükret oğul, nefretinin seni ele geçirmesine izin verme…. Hayatta öyle tercihler yap ki; kazandığın şeyler kaybettiklerine değsin..
Baban,
Islanmış yanaklarını elinin tersiyle sildi. Babasının istediği gibi bir insan olamadığı gerçeği bir sefer daha yüzüne tokat gibi çarpmıştı. Hiçbir şey için geç değildi belki, ama artık çok yorulmuştu. Yanlış seçimler yapmıştı. O da insandı değil mi? İnsanlar yanlış seçimler yapabilirlerdi. Doğru olanı bulana kadar bunu yapmaya devam ederlerdi.
Ani bir kararla masasının üzerinde duran kırışmış paltosunu alıp kendisini sokağa attı. Gün batıyordu. Gökyüzünün turuncu pembe tonu gören herkesi büyülüyor, batmakta olan güneş adeta tüm cazibesiyle göz kırpıyordu. Ağır adımlarla sokakları geziyordu. Sahi, ne zamandır dışarı çıkmıyordu? Ne zamandır farklı bir yüz görmüyordu? Bir sokak öteden kalbinin ritmini yavaşlatan, bütününe huzur veren bir müzik sesi geliyordu. Meraklandı ve sesin geldiği yere doğru gitmeye karar verdi.
Küçük bir çocuk eline kemanını almış hafif bir tını ile kemanını konuşturuyordu. Üstündeki eskimiş ve küçük gelmeye başlamış kıyafetleri, kemanıyla çok mutlu görünüyordu.
Elini paltosunun cebinde biraz gezdirdi. Sadece birkaç demir bozukluğu hissedebildi. Bir çocuğa bir de paralara baktı. Başta vermeye yeltenmiş olsa da vazgeçti. Ve tekrardan yürümeye başladı. Birkaç dakika sonra arkasından seslenen bir çocuğun sesi gelmeye başladı. Kafasını çevirdiğinde az önce keman çalan çocuk bağırarak arkasından koşuyordu. Çocuk birkaç adım daha yanına yaklaştığında elinde bir şey tuttuğunu fark edebildi.
– Bu para sizden düştü ağabey. Arkanızdan seslendim fakat duymadınız. En son çare olarak da arkanızdan buralara kadar koştum. Alın.
Çocuk elindeki birkaç bozuk parayı uzattı. Çocuğun bu davranışı onu duygulandırmıştı. Çocuğa bakıp gülümsedi ve yanağını okşadı.
– Para senin olabilir, önemli değil. Al bakalım.
Çocuk, duyduğu karşısında çok mutlu olmuştu. Teşekkür etti ve koşarak uzaklaştı. Küçük çocuğun arkasından gülümseyerek baktı. Kalbinin yumuşadığını hissetmişti. İyi ki o bozuklukları düşürmüşüm, diye düşündü. Hayatında ilk defa istemden de olsa doğru bir şey yapmıştı. Bu duygu her şeye bedeldi. O anda hissetti. En derinlerde. Umudu hissetti. Değişebileceğini, bu defa iyi bir insan olmayı tercih edebileceğini. Kazandığı şeylerin kaybettiklerine değeceğini…
Şu zamana kadar ağlamayı gülmeye tercih etmişti. Nefreti sevgiye, yalnızlığı arkadaşlara, kötüyü iyiye… Tercihleri onu yalnızlaştırmıştı. İnadı yüzünden kendine yabancılaşmıştı. Her insan seçiminde özgürdür fakat her tercihin de bir sonucu vardır. Ve bu defa da sonucunda mutlu olacağı tercihler yapacak, babasına verdiği sözü tutacaktı.
Yazan;
Sudenaz CANCAN