Bu mektubu sana çok öncesinden yazmak istedim. Kanayan derin yaralarını görünce içim sızlamıştı. Sana belli etmek istemedim. Kendimce ne yapabilirim diye düşündüm, hem de çok. Acımasızlığın, merhametsizliğin ve duyarsızlığın bulaşıcı hastalık gibi insanları “derin etkisi aldığı” şu günlerde kendi aciz çırpınışlarımın işe yaramadığını gördüm. Senin için çırpınıyordum, hem de hiç durmaksızın. Hani rüya görürsün ve kaskatı kesilirsin. Hareket etmek ve uyanmak istersin, uyanamazsın. İşte o haldeyim.
Geçenlerde sana geldiğimde halin aklımdan hiç gitmedi. Solmuştun. Henüz yaz yeni başlamıştı. Ancak sen kışı yaşıyordun. Sert esen rüzgar boynunu bükmüştü. Senin eski halini hatırlıyorum. İlkbaharda cıvıl cıvıldın. Haki yeşil elbiselerini giyip rüzgar estiğinde dans ediyordun. Dans ederken söylediğin şarkıların sesi hala kulaklarımda. Seninle çok mutluydum. Gece olduğunda ayrılmak istemiyordum. Sadece ben değil, diğerleri de. Bedenim ,ruhum ve aklım “sende huzur buluyordu”. Sadece benim mi? Diğerlerinin de…
Başını kaldır gökyüzüne bak. Mavi gök seni özledi, ben özledim, derin denizler özledi, bağrında bir zamanlar çok mutlu yaşayanlar özledi. Kırılmış kanatlarını kaldır. Yüksel mavi göğe doğru. Sana yeniden can vereceğim. Birkaç güne kalmaz yanında olacağım. Emin ol seni sevenler çok. Onları da yanımda getireceğim. Yalnız değilsin, kaybettiklerinle sana geleceğim benim güzel ormanım…
Sevgilerimle Meral
Ortaokul Müdürü
Hocam harika olmuş. Ellerinize sağlık.