Hikayemiz Akın adında bir çocuk ile başlıyor. Akın 10 yaşında, 5.sınıfa giden, hayvanları çok seven, güler yüzlü, sevecen bir çocuktur. Akın’ın okulda, evde, mahallede oyunlar oynadığı onlarla zaman geçirdiği bir grup arkadaşı vardır. Hepsinin yaşı Akın’dan büyük. Yaşları büyük olduğu için Akın onlara ağabey diyor.
Salih -yani Akın’ın ağabeyi- onun arkadaşı Cemal, diğerleri Eşref ve Kemal, son olarak Osman. Aslında Akın’ın kendi yaşıtlarıyla arkadaşlığı var. Ama Akın’ın bu grubu daha 3-4 yaşındayken kurulmuş. Aslında Akın’ı daha önceden ağabeyi Salih tanıştırmış. Akın’ın ağabeyleri 14 yaşındaymış. Onların hepsi aynı sınıfa gidiyorlarmış. Bütün Mahalle bu grubu tanır, herkes onları çok severmiş. Bu arada grubun adını söylemeyi unuttum. Grubun adı ”Ayrılmaz Arkadaşlar”. Aradan birkaç ay geçmiş. Okullar kapanmış yaz tatiline girmiş. Ayrılmaz Arkadaşlar grubu bir gün aralarında bir karar vermişler. Evlerinin 1-2 saat uzağında gizemli orman dedikleri bir yer varmış.Bu yere mahalledeki bütün çocuklar böyle diyorlarmış. Gizemli ormana girmek hem yasak hem de tehlikeliymiş. Söylentilere göre bu ormanda 2 tane çocuk kaybolmuş. Çocukların kaybolduğu günden beri bu ormana gizemli orman demişler. Bizim bu grup macerayı seven çocuklarmış. Onlar da bu ormana gitmeye karar vermişler. Ailelerinden izin almışlar ama ormana gideceklerini söylememişler. Sırt çantalarını hazırlayıp akşam erkenden yatmışlar. Gece Akın heyecandan uyuyamamış. Ağabeyine bir sürü soru sormuş:
-Ağabey yarın için çok heyecanlıyım, sen de benim kadar heyecanlı mısın?
-Evet Akın. Yeter artık bin tane soru sordun, yat artık. Bak yoksa götürmem seni.
-Tamam ağabeyciğim yattım. Özür dilerim bir daha konuşmayacağım.
Sabah kalkmışlar. Hızlıca kahvaltılarını edip, biraz evde oturduktan sonra hepsi her zaman buluştukları yerde toplanmışlar. Hepsi bisikletlerine atlamış ve düşmüşler yola. En sonunda ormana ulaşmışlar. Ormanın görünüşü çok ürpertici imiş. Salih:
-Arkadaşlar birbirimizden ayrılmayalım.
Eşref:
-Sence biz hiç ayrılır mıyız?
Osman:
-Adı üstünde grubumuzun adı Ayrılmaz Arkadaşlar.
Cemal:
-Bu arada fotoğraf makinesi,yiyecek,içecek,fener,halat filan getirdiniz mi?
Eşref:
-Yiyecek dediniz de karnım acıktı.
Kemal:
-Cemal sakin ol her şeyi aldık. Sana gelince Eşref sen evden yemek yeyip çıkmadın mı?
Eşref:
-Yedim ama ne yapayım acıkıyor insan.
Kemal:
-Of Eşref of!
Salih:
-Bırakın didişmeyi. Hadi girelim ormana.
Grubumuz ormana girmiş. Ormanı incelemeye başlamışlar. İncelemeye başladıktan sonra şiddetli bir yağmur yağmaya başlamış. Bizimkiler de ıslanmamak için ormanın derinliklerine doğru koşmaya başlamışlar. Birkaç dakika sonra bir mağara bulmuşlar.
Salih:
-Arkadaşlar yağmur dinene kadar şu mağaraya saklanalım.
Mağaraya girmişler.
Cemal:
-Eyvah! Yağmur hiç dinmezse ne olacak?
Eşref:
-Yaz yağmurudur bu, 2 dakikaya diner.
Osman:
-Eşref haklı.
Akın:
-Ağabeylerim benim gördüğümü siz de görüyor musunuz?
Eşref:
-Neyi?
Akın:
-Bakın mağaranın ilerisinde bir ışık var.
Cemal:
-Aaa doğru söylüyor. Gidip bir baksak mı?
Salih:
-Gidelim bakalım.
Eşref:
-Gitmesek mi?
Osman:
-Bence gidelim.
Bizim bu meraklı grup çantalarını alıp gitmişler ışığın yandığı yere. Vardıklarında kocaman meşale döşenmiş uzun bir yol. İlerlemeye başlamışlar. Tam bir kaç adım attıklarında mağara sallanmaya başlamış.
Kemal:
-Arkadaşlar sanırım deprem oluyor.
Cemal sözünü söyledikten sonra aniden bir yere düşmüşler. Hepsi çok korkmuş. Ama o yere düştükten sonra sallanma durmuş. Hiçbiri ne olduğunu anlamamış ama hepsi çok korkmuş. Düştükleri yer çok tuhafmış onlar mağarada değil, çok güzel bir ormana girmişler. Hepsi hem çok şaşırıyor hem de korkuyorlarmış. Hepsi kendini toparlamış.
Cemal:
-Şimdi ne yapacağız?
Salih:
-Sanırım bizi gizemli bir yolculuk bekliyor.
BİRİNCİ BÖLÜMÜN SONU
Bu gönderiye oy ver!
[Toplam: 8 Ortalama: 4.4]
İkinci bölümü sabırsızlıkla bekliyoruz.
İkincibölümü bekliyoruz heyecanla
Çok güzel olmuş
İkinci bölümü bekliyorum. Eline sağlık güzel olmuş.