Bir varmış, bir yokmuş. Develer tellal iken, pireler berber iken, ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallarken, Kafdağı’nın ardındaki ülkelerin birini yöneten bir padişah varmış. Bu padişahın dünyalar güzeli bir kızı ve karısı varmış.
Aradan zaman geçmiş, bu kız 17 yaşına geldiği zaman annesi vefat etmiş. Padişah da başka bir kadın ile evlenmiş. Bu kadının da bir kızı varmış. Kraliçe çok iyi biriymiş ama kızı çok kötü huyluymuş. Yalan söyler, sürekli kötülük peşinde koşarmış. Çok da kıskançmış.
Biz bu kıza çok da kıskançmış dedik ya, işte bu kız güzel prensesi çok kıskanıyormuş. Herkesin ona güzel demesini, onu övmesini ve ona iltifat etmesini çekemiyormuş.
Onu bu saraydan uzaklaştıracak bir plan yapmış. Akşam padişah vezirleriyle önemli bir konu hakkında konuşurken kötü kalpli kız elinde makasla gizlice odaya girmiş. Padişahın giysi dolabını açmış ve kıyafetleri karıştırmaya başlamış. Tam o sırada padişaha ölen karısından hediye olan elbiseyi görmüş. Hemen elbiseyi eline almış ve kesmeye başlamış. En sonunda elbiseden kestiği birkaç parça ile makası güzel prensesin odasına götürmüş. Güzel prensesin odasına girmiş ve makas ile elbise parçalarını yatağın kenarındaki çekmeceye koymuş. Sinsice gülmüş ve odadan çıkmış. Yaptıklarının anlaşılmaması için hemen kendi odasına gidip uyumuş.
Akşam padişah yatmak için odasına çıkmış. Pijamalarını almak için dolabı açtığında bir de ne görsün! En sevdiği, en değer verdiği giysisi paramparça olmuş. Hemen askerlerine bunu kimin yaptığını bulmaları için emir vermiş. Askerler ilk olarak kötü kalpli kızın odasına bakmışlar. Her yeri aramışlar ama hiçbir iz bulamamışlar. Şaşkın bir halde diğer odaları aramışlar. En son güzel prensesin odasına girmişler. Çekmeceyi açtıklarında bir de ne görsünler! Elbiseden birkaç parça ve makas orada duruyor! Hemen padişaha haber vermişler. Prensesi padişahın huzuruna çıkartmışlar. Padişah kızgın bir şekilde kızına bakmış ve bağırmış:
-Nasıl annenin hediyesi olduğunu bile bile o elbiseyi kestin?! Neden böyle bir şey yaptın?
Prenses ağlayarak:
-Babacığım, nasıl böyle bir şeyi benim yaptığımı düşünürsün? Tabii ki ben yapmadım.
Padişah kızına üzülerek bakmış ve askerlerine:
-Çabuk onu ormanın derinliklerine götürün. Bir daha da saraya dönmesine izin vermeyin! demiş.
Emir bu ya, askerler üzülerek de olsa güzel prensesi ormanın derinliklerindeki bir ağacın altına bırakmışlar. Prenses ağacın altına oturmuş ve ağlamaya başlamış. O sırada yanına beyaz bir güvercin gelmiş. Prenses onu avuçlarına almış ve onu biraz sevmiş, tüylerini okşamış. En sonunda yanağına bir öpücük kondurmuş ve güvercini yerine bırakmış. Bıraktığı anda bir de ne görsün! O beyaz güvercin birden yakışıklı ve yiğit prense dönüşmüş.
Prenses şaşkınlıktan neredeyse küçük dilini yutacakmış. Prens prensesin şaşkınlığını anlamış ve başından geçenleri anlatmaya başlamış:
-Ben aslında gerçekten bir insanım. Uzun yıllar önce kötü kalpli bir cadı onu onuncu doğum günüme davet etmeyi unuttuğum için beni bir güvercine çevirerek cezalandırdı. Tekrar insana dönüşebilmem için beni iyi kalpli bir prensesin öpmesi gerekiyordu. Sen beni öperek özgürlüğüme kavuşturdun. Teşekkür ederim. Peki senin başından neler geçti?
Prenses önce rica etmiş. Daha sonra derin bir nefes alıp başından geçenleri anlatmış.
Prens güzel prensesin anlattıklarını hayretle dinlemiş. Daha sonra ona evlenme teklifi etmiş. Güzel prenses mutlulukla ve sevinçle kabul etmiş. Daha sonra da prensin ülkesine gidip kırk gün kırk gece düğün yapmışlar. Çok mutlu olmuşlar.
Gel gelelim sarayda herkes çok üzgünmüş ama bir kişi hariç: Kötü kalpli kız. Olanlara sadece o, içten içe gülüyormuş.
Padişah üzgün üzgün etrafına bakıyormuş. Tam o sırada kötü kalpli kızın elbisesinde kendi elbisesinden parçalar görmüş. Onun yaptığını anlamış ve onu hemen saraydan kovdurtmuş. Askerlerine kızını bulmaları için emir vermiş.
Askerler güzel prensesi bulmuşlar. Güzel prenses kocasıyla birlikte saraya dönmüş. Babası kızından özür dilemiş ve barışmışlar.
Gökten üç elma düşmüş. Biri saraydakilere, biri bana, biri de bu masalı okuyan sevgili okurlarıma…
≈SON≈
Yazan
Aysu ULUDAĞLI
gerçekten betimlemeni ve yaratıcılığını çok beyendim çok güzel bir yazı olmuş
Rica ederim 🙂
Eline sağlık Aysu.