Merhaba bugün size yine hikaye yada şiir tarzı bir yazı yazamayacağım.Bu yazımda yine konuşacağız.Bu yüzden ilk cümlelerimi kısa tutmaya çalışıyorum.Çünkü konuşacaklarımız bunlardan çok daha uzun.Konumuza yavaştan geçelim bence.Konumuz yalnızlık kendimizle yalnız kaldığımızda düşündüklerimiz bize olanlar yada yaşadıklarımız.Aslına bakılırsa her şeyin aklımızdan geçtiği durumdur yalnızlık.O an kendimizi bazen gerçekten buluruz.Bazen de hiç bulamaz koskocaman siyah bir boşlukta buluruz.Ben aslında yalnızlığı iki yere ayırıyorum.Birinde kendi isteğimizle yanımızda kimse olmadığında birilerinin işi falan çıktığında yaşadığımız yalnızlık.Biride gerçekten hiç bir zaman tamir edilemeyecek bizi gerçekten canımızdan bıktıran yalnızlık.
Bence bu iki yalnız türünde de çok ama çok fazla fark var.Gerçek yalnızlığımızı tam olarak anladığımız zaman her şeyi bir kenara bırakmış olduğumuz zamandır.Bu yüzden eğer sizde bunu anlamak istiyorsanız.Gerçekten her şeyi bir kenara bırakın ve sadece kendinizle baş başa kalın.Şimdi en son dediğim gibi yalnız kaldığımız zaman bazen gerçekten kendimizi tamamıyla düşüncelerimize ve duygularımıza bırakırız.Şuan içinizden “Ben bırakmıyorum”dediğinizi duydum.Ve size sadece kendinizi kandırmaya çalışmamanız gerektiğini tavsiye ediyorum.Çünkü gittiğiniz o bambaşka dünyada kendinizi kaybedebilirsiniz.Ve bu şekilde mantığınızı da bu sizin elinizde değil.
O an genellikle kötü olaylara gitme ihtimaliniz çok fazladır.Çünkü insan o zaman aslında çevredekilerinin ona sadece yardımcı olduğunu anlıyor.Ve bu düşünceniz size en fazla huzursuzluğu yaşatan yalnızlığı da en fazla anlatan ve yaşatan düşüncedir.Gerçekten oturup bazen yalnızlığımızı düşünürsek kendimize aslında en fazla yardım edebileceğimiz zamandır.Çünkü en derin düşüncelere daldığımız zaman yalnız olduğumuz zamandır.Ve en iyi düşünebildiğimiz zaman da yalnız olduğumuz zamandır.Bu yüzden yalnızlığımız başımıza dert değil de bazen de derman olmayı başarandır.
I am lost…