Bir Ağustos günü ailecek Balıkesir’e gitmek için yol aldık.Yol biraz uzun olsa da o cennet şehri görmeye değerdi.Hayatımda gelip görebileceğim harika şehirlerden biri olabilir.Ağustos’un sıcağı ve o bunaltıcı havası bir yana Balıkesir’e uğradığımız zaman hepsini unuttum.
Balıkesir dağlık bir şehir. Edremit’e doğru gittikçe alçalır ve hep kenarda çam ve zeytin ağaçları vardır Edremit’e gelince Kazdağı manzarası görürsünüz.Kocaman kocaman yeşillikler ve gökyüzüyle olan birleşimini. Kazdağları o kadar güzel ki endemik bitkilerin çok olduğu bir yerdir.Manzarası dillere destan eğer çıkarsanız 200-250 metre yukarı enfes çaylarını görürsünüz. 500-1000 metre arasına çıkarsanız derelere dönüşür çok temiz suyu olur bu derelerin içinde de çok endemik olan kırmızı benekli alabalıkları vardır,tamamen doğal balıklardır. 1500 metre 1700 metre zirveye çıkarsanız orada çok endemik bitkiler ve körfezin manzarası görürsünüz.Çarşaf gibi denizinin inanılmaz bir manzarası vardır.Tam tamına oksijen deposu olan bir kent tüm yaşlı kesim yani emekli olanlar Balıkesir’e yerleşirler çünkü hava var deniz var su var her şey var. Edremit’in yerli insanları çok misafirperver bir kesimdir her yerde güler yüzle karşılanırsınız.Turizim yönünden çok önemli bi role sahip bir kent turistler yazın buraya çok yoğun bir şekilde gelirler.En önemli besinleri zeytinyağlarıdır.Hatta simgeleri zeytindir ve limanları önemli bir role sahip. Örneğin; bandırma limanı.Deniz kesiminin her yerinde liman vardır.Balıkesir gelişmiş bir kent değil gelişmekte olan bir kent.
Bir hafta kaldıktan sonra İstanbul’a döndük.Balıkesir’in güzelliğine bir hafta doyamamıştım.Bir ömür kalsam da doymam sanırım.Eğer bir gün yolunuz Balıkesir’e düşerse Edremit’e uğramayı sakın unutmayın.

Güzel anlatım. Eline sağlık.