Merhaba güzel çocuklar. Bu gün sizin için bir ayna getirdim. Biliyor musunuz? Bu ayna diğer aynalardan çok farklı. Onun bir özelliği var . Bu aynaya baktığınızda belki de sizin karakterinizi yansıtan bir Lunapark oyuncağı karşınıza çıkacak. Pamuk prenses hikayesindeki cadı annesinin aynası ile sakın karıştırmayın. Bu başka bir ayna. Her biriniz bu aynanın karşısına geçecek ve kendinizi anlatan hangi oyuncak olduğunuzu göreceksiniz. Merak ettiniz değil mi! Tamam tamam fazla uzatmayacağım. Hadi gelin şu sihirli aynaya beraber bakalım.
-Hey ayna bak sana çok güzel çocuklar getirdim. Haydi onlara hikayemizi göster.
Veeee ayna açıldı, içindeki hikaye gösterime başladı . Haydi hem dinleyelim hem seyredelim bu sihirli aynayı.
Ayna başlar anlatmaya;
-Çoook uzaklarda bir yerlerde uzuuun yolların aşıldığı , dağ ve tepelerin geçildiği unutulmuş toprakların bir köşesinde eski bir kasaba vardı. Bu kasabanın hemen dışında kocaman bir arazi üzerine kurulmuş, terk edilmiş kendi kaderine bırakılmış yıkık dökük bir Lunapark uzaktan zor da olsa belli belirsiz görünüyordu.
-Sevgili Ayna çocukların daha iyi görmesi için biraz Lunaparkı yakınlaştırıp bizi içinde gezdirir misin?
Ayna Lunaparkın içinde dolaşmaya ve anlatmaya devam eder.
-Bu terkedilmiş Lunaparkın tam ortasında kocaman bir dönme dolap, hemen sağ tarafında bir balerin , sol tarafında atlı karıncalar ,biraz ilerde çarpışan arabalar, rengarenk ayıcık kazandıran atış poligoni, ilerisinde zincirli salıncak ,ve boks makinası vardı. Yıllardır hiç kullanılmayan bu oyuncakların üstünü kalın bir toz kaplamış, kimi yerleri paslanmış, bazı yerleri kırılmış ve dökülmüş bir şekilde sanki hepsi derin uykudaydılar. Büyük bir sessizlik hakimdi Lunaparkın her tarafına.
-Aynacım şöyle tek tek bakalım mı oyuncaklara birer birer
Ayna yönünü değiştirdi. Önce dönme dolaba baktı. Bir yandan anlatmaya devam etti.
-Dönme dolap yıllarca dönüp durmuştu. İçine binen insanları yükseklere çıkarıp kendilerini kuşlar gibi özgür hissetmelerini sağlamıştı. Eskimiş dökülmüş paslanmıştı . Ama yine dimdik ayakta duruyordu. Sonra ayna balerine döndü. Eteklerini rüzgara doğru savuran bu güzel kız artık rüzgara yenilmiş ve kabuğuna çekilmek zorunda kalmıştı. Çalıştığı zamanları hatırlıyorum. Ona bakmaya doyum olmuyordu. Ya çarpışan arabalar ; onlarda kontaklarını uzun bir zaman önce kapatmış ve bir daha çalıştırılmamışlardı. Ya şu koşuşur gibi dönüp duran atlara ne demezsiniz; üzerine binenlere müzikleri eşliğinde büyük mutluluklar yaşatmışlardı. Çarpışan arabalara gelince; en yaramazları onlardı. Sürekli birbirlerine çarpıp kavga ederlerdi. Ama içine binen insanlar büyük heyecan yaşarlardı, hırslanırlardı, eğlenirlerdi. Renkli ayıcıklar içlerinde en mutlu olanlardı. Çünkü sırayla onlardan birini seçecek sahibini heyecanla beklerlerdi. Atışları kazananlardan biri ayıcıklardan birini seçtiklerinde artık yeni evlerine gitmenin coşkusu içinde sıralarını beklerlerdi.Zincirli salıncak ise kimi yerlerinde zincirleri kopmuş kimi yerleri paslanmış bir şekilde uykuya dalmıştı.
Hiç zincirli salıncağa bindiniz mi sevgili çocuklar? Çok eğlenceli bir oyuncak. İçine binenleri havada savura savura çevirip döndürürdü. Uçarcasına daireler çizerdi boşlukta. Dönerken kalbiniz pırpırlanırdı heyecandan ve mutluluktan. Veee içlerinde en dertli olan belki boks makinasında bulunan yumruk topuydu. Belki de bu Lunaparkın durmasına en çok sevinen oydu. Çünkü sürekli yumruk yiyordu. Bu da canını acıtıyordu. Bu yüzden uzun yıllar boyunca uyumak ona iyi geliyordu.
-Peki aynacım neden bu Lunapark uzun süre boyunca terkedildi? Neden bu oyuncaklar artık çalışmıyor?
-Neden mi? Çünkü bu Lunaparktaki oyuncaklar lanetlendi. Hepsi lanet yüzünden derin uykudalar.
-Neee lanet mi? O ne demek?
-Cezalandırıldılar demek.
-Peki neden cezalandırıldılar?
-Çünkü birbirleriyle hiç anlaşamıyorlardı. Sürekli tartışıp kavga ediyorlardı. Her bir oyuncak Lunaparkın en güzeli en eğlencelisi en tercih edileni olduğunu savunuyordu. Bu yüzden aralarında hakaretler , bağrışmalar, kavgalar hiç bitmiyordu. Bu da Lunaparkın düzenini bozuyordu. En sonunda ben Ayna Perisi bunları seyretmeye dayanamadım. Ve hepsinin üstüne ışığımı yansıttım. Ve hepsini derin uykuya daldırdım. Bu nedenle yıllardır derin uykudalar. Onları bu şekilde cezalandırdım. Artık ne kavga var ne küfür var ne de tartışma sesleri var. Ama buna en çok yakın kasabadaki çocuklar üzüldüler. Çünkü içine binecekleri, oynayacakları oyuncaklar artık çalışmıyordu.
-Sevgili Ayna Perisi artık bu kasabadaki çocukları mutlu etmenin vakti gelmedi mi? Oyuncaklar belki uslanmışlardır. Bir daha asla eskiden olduğu gibi yaptıkları hataları tekrar etmeyeceklerdir. Bak şu anda bir çok çocuk bu aynadan olanları seyretti ve senden hikayeyi dinlediler. Hepsi çok üzüldüler. Hadi cezayı kaldır ve hepsini uyandır. Bu Lunapark tekrar çalışmaya başlasın ve burası çocuk kahkaha sesleri ile şenlensin.
-Peki çocuklar için bu cezayı kaldırıcam. Umarım eskisi gibi olmazlar. Haydi o zaman çocuklar seyretmeye devam edin . Oyuncaklar uyanınca bakalım neler olacak neler…..
Ayna perisi lanetlediği Lunaparkın üstündeki cezasını kaldırdı. Tüm oyuncaklar derin derin uyudukları uykularından birden uyandılar. Ancak onlar yıllardır uyuduklarının farkında değillerdi. Bıraktıkları yerden devam etmeye başladılar. İlk uyanan Balerindi.
- Ayyy eteğime kim bastı. Sen Uçan zincir sensin değil mi eteğime bastın. Tabi beni kıskanıyorsun. Hıh ….Saçlarını savurarak; zaten güzelliğimi hep kıskanırdın.
Zincirli salıncak gacur gucur sesler çıkartarak dönmeye başladı.
-Aman ne kıskanıcam operanın şişman kadını gibi bağırıp durma . Eteğine basan ben değilim. Seni yaşlı kadın, hem şişmansın hem de artık güzel değilsin aynaya baksana.
Bu konuşmalardan dolayı çıldıran balerin hemen aynaya baktı. Öyle bir çığlık attı ki değil kasaba dünyanın öbür ucundaki bile sesi eminim duymuştur.
-Amanıııın bu aynadaki ben olamam. Noldu bana öyle. Neden bu kadar yaşlanmışım . Ühüüüüüüüüü.
Atlı karıncadaki atlardan biri gülerek kişnemeye başladı. Yanındaki beraber döndükleri ata seslenerek ;
-Hey Tavasapı baksana şunların haline hahahhah
-Bak yine bana lakap takıyorsun şuradan sana bir tekmik atarım . Görürsün Tavasapını?
-Aman Tavaaa tamam tamam sap .Hihihi..Hem sanki tekme atacak bacak var mı ki sende beni tehdit ediyorsun. Baksana haline.Tek bacağın kalmış.
– Asıl sen kendine bak kuyruğun kopmuş, üstelik tek kulağın düşmüş.
Diğer at hızlıca başını cevirip arkasına baktı ön ayağıyla da kulaklarını kontrol etti.
-yahu Tavasapı nolmuş bize ya!
-Kıl kuyruk seni hihihihi, dicem ama ne kılın kalmış ne kuyruğun.
İkisi de şaşkın bir şekilde birbirlerine bakakaldılar. Olanlara bir anlam veremiyorlardı.
Diğer köşede çarpışan arabalar da uyanmışlardı. Onlarda durum biraz farklıydı. İçlerinde liderleri vardı. Alanda en baş köşede durur, diğerlerine emirler yağdırırdı. Ona herkes Dayı derdi. Sağ kolu olan arabanin ismi Sert çocuktu. İşlerini ona yaptırırdı. Dayı yine baş köşede oturmuş, emirler yağdırıyordu. Grubun en zayıf halkası olan zavallı minik’e çok eziyet ediyordu. Arabaların en küçüğü olan minik korkudan bir köşeye sığınmış, olacaklardan dolayı titriyordu. Dayı sırıtarak motorunun sesini yükseltti. Bir farı kırık olan arabalardan birine bağırdı.
-Hey Şaşbeş sen minike git arkadan çarp. Sen sert çocuk sürükleyerek buraya getir. Diğer tarafında hazır ve nazır duran arabaya bağırdı. Sen de eline bez al tamponumu parlat. Çok susadım git biraz motor yağı getir. Sol karşı köşede duran beyaz araca seslendi . Düdük sen de kornanı aç güzel bir şarkı söyle bana. Minik’in düğünü bu gün . Hehehehehehhe. Biraz eğlenelim ne dersiniz. Getirin mahkumu burayaaaa! Diye bağırdı. Hep beraber gülüştüler. Ancak birden hepsi sustu. Bir gariplik vardı. Hareket etmeye çalıştıklarında kaportaları dökülüyordu. Kıpırdayamıyorlardı.İçlerinde tek sağlam olan ise Minikti. Ona hiçbir şey olmamıştı. Dayı birden çok sinirlendi. Bağırıp çağırmaya başladı. Bize ne oldu böyle deyip ayağa kalkmak istedi. Ama oturduğu yerden kıpırdayamadı bile …o çok övündüğü sürekli parlattığı arka tamponu taaak diye yere düşmüştü. Dayı kendini birden çıplak hissetti. Diğer arabalar istemsizce gülüşmeye başlamıştı. Ama aynı şeyler onlara da olmuştu. Minik onlara baktı ve etrafında neşeyle döndü.
-Kral Çıplaaaaak ! diye bağırmaya başladı. Yıllardır Dayı ve emrindeki arabalar ona akran zorbalığı yapıyorlardı. Şimdi eğlenme sırası Minik’e gelmişti. Müziği sesini sonuna kadar açıp dans etmeye başladı. Diğer arabalarda aralarında tartışmaya devam ediyorlardı.
-Aynacım peki ayıcıklara ne oldu. Biraz da onları bize göstersene . Şöyle çevir kendini çocuklar çok merak ettiler.
Ayna ayıcıklara doğru baktı ve bir yandan söyleniyordu.
-Hiçbir şey değişmemiş . Yine aynılar, derslerini almamışlar.
Renkli ayıcıklarda dikkat çeken bir şey vardı. İçlerinden bazıları kollarını birleştirmiş, birbirlerine sırtları dönüktü.
Mor ayıcık;
-Hıh seninle konuşmuyorum . Küsüm artık senle.
Mavi ayıcık ise
-Bişey olmaz yaaa. Küsersen küs. Çokta umrumdaydı.
Bu ikisi sürekli küsüyorlardı. Ufak tefek önemsiz şeylerden dolayı sürekli kavga ediyorlardı. Diğer kahverengi ayıcık eğildi mavi ayıcığa dönerek;
O senin hep arkandan kötü konuşuyordu zaten onunla arkadaş olma. Gel benimle takıl. Mor ayıcık hızla kahverengi ayıcığa dönerek ;
-Neden yalan söylüyorsun. Aramızı bozuyorsun. Demek ki bizim küsmemize sen neden oldun. Kahverengi ayıcık haince sırıttı.
-Yok canım daha neler dedi. Yan taraftaki Pembe ayıcık hafifçe gerindi.
-Offff susun ya güzellik uykumu bugün sizin yüzünüzden uyuyamadım.
Kahverengi ayıcık ona dönerek?
Şişşşt Pembiş uyuya uyuya şiştin. Fazla gerinme birazdan patlayacaksın. Hahahahhahaha
Diğer ayıcıklarda konuşmalara katılıp gülüşmeye başladılar. Onlar didişip dursunlar bizim yumruk topu olayları seyrediyordu. Ama bir şey dikkatini çekti . Hiçbir yeri ağrımıyordu. Eskiden çok dayak yediği için geceleri sızıdan uyuyamazdı. Galiba ayna perisi ona bir ceza değil ödül vermişti. Çok iyi dinlenmişti. Kendini iyi hissediyordu. Zaten kimseye bulaşmazdı. Kendi halinde bir oyuncaktı. Ona verilen görevi yerine getiririr, pek konuşmayı sevmezdi. Ama Lunaparkın laneti yüzünden kötülerin yanında iyilerde bu cezadan nasibini alırlardı.
Lunaparkta eskiden olduğu gibi tüm oyuncaklar yine birbirleriyle uğraşıp kavga ediyorlar du ve hiçbir şey değişmemişti. Yaşadıklarının farkında değillerdi. Lunaparkta yaşanan Lanetin tek farkında olanı İhtiyar Dönme Dolaptı. Yukarıdan hepsini seyrediyordu. Tüm Lunaparktaki oyuncaklar yaşlanmışlardı. Kırılmış dökülmüşlerdi. Fazla zamanları kalmamıştı. Yakında hepsini toplayıp hurdacıya verebilirlerdi.
Ancak sesler ve bağrışmalar o kadar yükseldi ki yaşlı dönme dolap dayanamadı. Birden hızlıca dönmeye başladı. O döndükçe etrafı toz duman sardı . Hepsi öksürmeye tıksırmaya başladı. Ve birden susup dönme dolaba baktılar.
-Yeteeer diye bağırdı dönme dolap. Hala farkında değimlisiniz? Etrafınıza bir bakın Ne haldeyiz.
Tüm oyuncaklar birbirlerine baktılar. Lunaparkta ne olmuştu? Harabe bir yere dönmüştü. Hepsi kırılmış dökülmüştü. Yaşlanmışlardı. Etraf ta artık hiçbir çocuk yoktu. Doğru ya neden Lunaparkta çocuklar yok, diye düşündüler. Neden bu kadar yalnız kalmışlardı. Neden çocuk kahkahaları kaybolmuştu. Neden sessiz ve yalnızdı bu Lunapark?
-Hala anlamadınız değil mi ? dedi dönme dolap. Biz terk edildik. Eskidik. Yıprandık. Yıllarca kimse buralara uğramamış. Durumumuz çok kötü . Ne yazık ki yakında Hurdaya satarlar bizi. Sonsuza kadar yok olabiliriz. Düşünsenize artık çocuklar olmayacak, onları eğlendiremeyeceğiz, müzik sesleri , neşeli bağrışmalar, heyecanlı haykırışlar olmayacak. Ve siz her zaman olduğu gibi birbirinizle uğraşmaktan etrafınızda olan bitenin farkına varamadınız. Uyanın artık.
Tüm oyuncaklar önce kendilerine sonra da birbirlerine baktılar. Dönme dolap doğruyu söylüyordu. Hepsini bir korku aldı.
Ayna Perisi yüksek ve yankılı bir sesle onlara seslendi.
-Evet yaptığınız ve göstermiş olduğunuz davranışlar yüzünden hem birbirinize zarar verdiniz hem de çocukları üzdünüz. Bu yüzden sizi yıllar önce Lanetledim ve sizi kendi kaderinize terk ederek derin bir uykuya daldırdım. Hepiniz yıllardır. Uyuyordunuz. Sizin hikayenizi merak eden çocuklara anlattım onlar çok üzüldüler ve benden sizin üzerinizdeki bu laneti kaldırmamı istediler. Ben de dediklerini yaptım. Ama görüyorum ki siz de hiçbir şey değişmemiş. Yine aynısınız. En iyisi sizi hurdaya vermek olacak.
Tüm oyuncaklar başlarını öne eğip ;
-Ne olur bizi hurdaya verme . Yaptığımız bu davranışların çocukları bu kadar üzeceğini bilmiyorduk. Üstelik birbirimizi de çok kırdık. Sevgili ayna perisi yalvarıyoruz. Ne olur bizi artık cezalandırma . Tüm oyuncaklar olarak sana söz veriyoruz. Ne kendimize ne arkadaşlarımıza artık zarar vermeyeceğiz. Kötü lakaplar takmayacak, zorbalık yapmayacağız. Birbirimizle iyi geçineceğiz. Hem biz çocukları çok özledik. Ne olur bu Lunaparkı eski günlerine döndür.
Ne dersiniz sevgili çocuklar Ayna Perisinden bir dilek hakkı isteyelim mi ?
-Güzeller güzeli ayna perisi bak çocuklar senden ne istiyorlar. Hadi onları affedelim. Hatalarını anladılar ve iyi ders aldılar. Onları yine eski günlere pırıl pırıl oldukları şarkılar söyledikleri zamana geri döndürür müsün.?
Ayna bir Lunaparka baktı ve bir de siz çocuklara ve dileğimizi kabul etti. Lunaparkın üstündeki Laneti kaldırdı. Ve Lunapark eski günlerine döndü. Tüm oyuncaklar yenilendi. Ve harıl harıl çalışmaya başladı.
Aynadan her şey çok güzel gözüküyor değil mi çocuklar
-Aynacım son bir dilek hakkı daha isteyebilirmiyim. Çocuklar Lunaparkı çok beğendiler. İzin verirsen aynadan oraya geçip ,bu güzel ışıl ışıl gözleri kamaştıran Lunaparkta oyuncaklara binmek istiyoruz.
-Tabi dileğinizi yerine getiririm.
Haydi çocuklar bakın aynadan Lunaparka kapı açıldı. Hep beraber aynanın içinden karşıda duran bu güzel oyuncaklara gidelim mi. ? Lunaparkta ne olduğunu artık biliyoruz. Herkes bu olaydan bir ders aldı. Peki siz çocuklar bu oyuncaklardan hangisi ile empati kurdunuz. Kendinize benzettiğiniz bir oyuncak oldu mu ? bir düşünelim ve kendi hatalarımız varsa onları da geç kalmadan düzeltelim.
Eveeeeet Şimdiiiii eğlenme zamanııııı. Bekle ayna çocuklarla geliyoruz Lunaparka. Yihuuuuuuu.
Ortaokul Müdürü